7. Bölümden
Necdet:Seni düşündüm zaten
Yasemin: Öyle mi neden?
Necdet: Senin yanında olmak istedim
Yasemin: Oldun da teşekkür ederim sen bulunmaz bir arkadaşsın. Burda çok özel bir yerim var. Artık biliyorum. Nerdeyse Lale kadar önemliyim senin için. Sırlarımızı paylaştık dertleştik bunu ancak çok özel arkadaşlarınla yapabilirsin. Yanılıyor muyum yoksa?
Necdet: Hayır. Kalbimde çok özel bir yerin var haklısın.
__________________
Rıza: Çocuklarım karım nasıl burnumda tütüyor bilemezsin.. Sen onlardan bir teselli getirdin bana. Kızımın cıvıl cıvıl sesi hala kulağımda.. Bak sevdiğin çöreklerden aldım diyor sanki.. O benim ilk göz ağrım Ahmet. O benim bembeyaz ada Yasemin'im... Maksadım aranıza girmek değildi muhtemel bir mutsuzluğa mani olmaktı.
Ahmet: Bunun farkındayım Rıza amca. Sizi zor bir vaziyette bıraktığım için kusura bakmayın
Rıza: Kızımı çok seviyorsun demek ama artık bu iki ailenin bir araya gelmesi mevzu bahis olamaz.
Ahmet: Sizin için bir şey yapmak istiyorum Rıza amca
Rıza: Yaptın zaten biliyorsun hayatımı kurtardın unuttun mu? O kazadan sağ çıkmamın tek sebebi sensin..
____________________________________
8. Bölümden
Pastane-Ahmet ve Necdet’in Tartışma Sahnesi
Ahmet: (Tezgahın önünde Necdet’in karşısında durur) Dün seni arabanın içinde gördüm, son anda fark ettim.
Necdet: (Önündeki kağıda bakarak bir şeyler yazar) Evet otele yiyecek götürüyoruz onunla ilgili gelmiştim.
Ahmet: Yasemin’i sen mi getirdin?
Necdet: (Başını sallar) Evet ben getirdim. Okuldan alıp bize götürecektim. Lale ile randevuları vardı.
Ahmet: Tavrından anladığım kadarıyla benimle ilgili sende Yasemin gibi düşünüyorsun, değil mi?
Teessüf ederim. Eski arkadaşım olarak en azından sen beni anlayabilirdin.
Necdet: Neyi anlamam gerekiyordu. Yasemin’i aldatmış olmanı mı söylesene Ahmet? Henüz evli olmadığınız için
bunu hoş görmem mi gerekiyor? Bunu mu anlamamı bekliyorsun benden.
Ahmet: Ya bunu değil tabi ki.
Necdet: Neyi peki o zaman. Söyler misin Ahmet neyi peki? (Tezgahın arkasından Ahmet’in yanına doğru gelerek)
Bir genç kızın hayallerini yıkmanı mı hoş görmeliyim? Yoksa sen bir genç kızdan diğerine koşan kazanovanın teki misin Ahmet?
Seni bu şekilde anlamak daha mı doğru olur acaba.
Ahmet: Bunu bana nasıl söylersin.
Necdet: Avrupa, çocukluk arkadaşımın ahlakını oldukça değiştirmiş belli.
Ahmet: Bana ahlaksız mı diyorsun ha söyle bana ahlaksız mı diyorsun. (Necdet’i iterek) Çabuk lafını geri al
Necdet, çabuk lafını geri al.
Teo: Necdet.
Necdet: (Teo’ya dönerek bağırır) Sen karışma.
Sonra Ahmet’e döner.
Almazsam ne olacak?
Ahmet: (Yumruğunu sıkar ve sinirli bir şekilde) Al diyorum.
Necdet: Almazsam ne olacak.
Ahmet: Al dedim.
Necdet: Almazsam ne olacak.
Ahmet: Al dedim. Al. (Sinirli bir şekilde arkasını döner ve sonra tekrar Necdet’e doğru döner)
Nedet Ahmet’e yumruk atar ve Ahmet yere düşer. Teo koşarak gelir.
Teo: Necdet. Necdet ne yapıyorsun? Necdet. Necdet, ne yapıyorsun sen? Ne yapıyorsun sen ha.
Necdet: Bırak be.
Ahmet yerden kalkar. Necdet geriye doğru yürür. Teo şaşkın bir şekilde Ahmet’e ve Necdet’e bakmaktadır.
Teo: Ahmet dur. Ahmet kendinize gelin.
Ahmet: Benim çocukluk arkadaşımda bir zorbaya dönüşmüş. Yasemin’in kıskançlığını anlayabiliyorum.
Ama senin bu olayı bu kadar basite almam, beni sükutu hayale uğrattı.
Necdet: Yaaa.
Teo: (Necdet’i tutarak) Şiişt
Necdet: Bak.
Teo: (Necdet’i tutarak) Şiişt
Ahmet: Bu var ya attığın yumruktan daha ağır geldi Necdet. (ve pastaneden çıkar)
__________________
_________________
KURALLARI OKUYUN...
*yıldızlar daima yalnızdır*